Ayın başında hesabımıza para yattığında hepimizin aklından genellikle aynı düşünce geçiyor: Bu ay biraz daha dikkatli olacağım.
Kira ve faturaları ödüyoruz, mutfak için bir miktar ayırıyoruz. Ardından hayatın günlük akışı başlıyor. Bir kahve, dışarıda yediğimiz bir yemek, marketten aldığımız birkaç şey, hiç planlanmamış bir alışveriş…
Tek tek baktığımızda çok büyük görünmeyen bu harcamalar, ayın sonuna doğru hesabı ciddi biçimde değiştirebiliyor.
Sonra banka hesabını açıp o tanıdık soruyla karşılaşıyoruz: “Ben bu parayı ne ara harcadım?”
Bazen cevabı gerçekten ekonomik koşullarda aramamız gerekiyor. Çünkü gelirimiz aynı kalırken temel ihtiyaçların maliyeti yükseldiğinde bütçemizi zorlamamız kaçınılmaz hale geliyor.
Ancak her ay yaşadığımız para sıkıntısının sebebi yalnızca kazancımızın yetersiz olması değil. Zira elimizdeki paranın nereye gittiğini yeterince takip etmiyoruz.
Parayı Büyük Harcamalar Değil, Küçük Alışkanlıklar Tüketiyor
Büyük bir alışveriş yaptığımızda ne kadar para harcadığımızı net biçimde biliriz. Yeni bir telefon, beyaz eşya, tatil veya pahalı bir elektronik ürün aldığımızda bunun bütçemize etkisini kolayca fark ederiz.
Asıl gözden kaçırdığımız şeyler daha küçük olanlardır. Her gün yaptığımız ve “Bunun ne zararı olacak?” diye düşündüğümüz harcamalar zamanla ciddi bir toplam oluşturur.
Örneğin dışarıda içtiğimiz bir kahve, eve söylediğimiz yemek veya ihtiyaç duymadığımız halde yaptığımız küçük bir alışveriş tek başına bütçeyi sarsmaz. Fakat bunların tekrar sayısı arttıkça ay sonunda ortaya çıkan rakam bizi şaşırtabilir.
Üstelik burada mesele sadece harcadığımız para da değil. Bir harcama alışkanlığa dönüştüğünde, artık karar verdiğimizi bile fark etmeden aynı şeyi yapmaya başlıyoruz.
Hesabımızdaki Para Gerçekte Ne Kadar Bizim?
Maaş günü hesabımızdaki rakam yükseldiğinde kendimizi daha rahat hissediyoruz. Oysa hesabımızdaki bütün para kullanılabilir para değildir.
Önümüzde ödeyeceğimiz kira, faturalar, kredi kartı borçları veya başka zorunlu giderler varsa, o paranın önemli bir kısmını zaten harcamış durumdayız.
Şöyle bir örnek verelim: Hesabımızda 30 bin lira olduğunu düşünelim. Önümüzde 15 bin liralık zorunlu ödeme varsa, aslında harcayabileceğimiz para 30 bin lira değildir.
Bu ayrımı ayın başında yaparsak, son haftalarda yaşadığımız “para neden bitti?” şaşkınlığını biraz olsun azaltabiliriz. Nitekim bütçe yapmaya başlamak için uzun listelere değil, önce bu basit ayrımı görmeye ihtiyacımız var.
Bütçe Denince Neden Hep Kısıtlanmak Akla Geliyor?
Bütçe kelimesinin biraz sıkıcı bir tarafı var. İnsana sanki sürekli bir şeylerden vazgeçmesi gerekiyormuş gibi hissettiriyor.
Oysa mesele her harcamayı kısmak değildir. Kendimizi hiç para harcamadan yaşamaya zorlamak da gerçekçi bir yaklaşım sayılmaz.
Aksine, arkadaşlarımızla dışarı çıkabiliriz. Bir kitap alabiliriz. Sevdiğimiz bir restoranda yemek yiyebiliriz ya da bir tatil için para ayırabiliriz.
Burada önemli olan tüm bunların ay sonunda karşımıza sürpriz olarak çıkmamasıdır. Bir harcamayı önceden bilmek ile ay sonunda ne olduğunu anlamadan para harcamış olmak arasında ciddi bir fark var. Bu nedenle bütçe yapmak biraz da kendimize hareket alanı açmak anlamına geliyor.
“Ay Sonunda Kalanı Biriktiririm” Düşüncesi Neden İşlemiyor?
Birikim yapmak isteyenlerin sık düştüğü bir yanılgı var: “Ay sonunda ne kalırsa onu biriktiririm.”
Ne yazık ki ay sonunda çoğu zaman bir şey kalmıyor. Elimizde para oldukça onu harcamaya daha yatkın oluyoruz. Ayın başında gözümüze makul görünen bazı harcamalar, ayın sonuna geldiğimizde birikim yapmamızı engelleyebiliyor.
Bu yüzden birikim için ayıracağımız miktarı baştan belirlemek çok daha gerçekçi bir yöntemdir. Burada büyük rakamlardan söz etmeye gerek yok. Düzenli olarak kenara koyduğumuz küçük bir miktar bile zamanla alışkanlığa dönüşür.
Birikimin miktarından önce, bunun hayatımızda düzenli bir yer edinmesini sağlamalıyız. Zira bir süre sonra mesele sadece para biriktirmek olmaktan çıkıyor; kendi geleceğimiz için küçük de olsa bir pay ayırabildiğimizi görüyoruz.
İhtiyaç mı, Yoksa O An Canımız mı İstedi?
Alışveriş yaparken kendimize sormayı unuttuğumuz sorulardan biri bu. Yeni bir telefon gerçekten gerekli olabilir. Ancak mevcut telefonumuz işimizi görüyorsa, yeni modeli istememiz tamamen başka bir durumdur.
Aynı kural kıyafet, elektronik ürünler, abonelikler veya dışarıda yemek yemek için de geçerli. Burada “İsteklerimizi tamamen hayatımızdan çıkaralım.” demiyoruz. Çünki parayı yalnızca faturaları ödemek için kazanmıyoruz.
Yine de bir şeyi neden aldığımızı bilmemiz gerekiyor. Bazen bir ürüne gerçekten ihtiyaç duyduğumuz için değil, yoğun bir günün sonunda kendimizi iyi hissetmek amacıyla para harcayabiliyoruz. Bunu fark etmek bile bazı alışkanlıklarımızı yeniden düşünmemize yardımcı olabilir.
Bir Ay Boyunca Sadece Nereye Para Gittiğine Bakmak
Para yönetimi konusunda herkesin karmaşık tablolardan faydalanması gerekmiyor. Başlangıçta böyle bir sistem kurmak çoğu kişi için zaman kaybı bile olabilir.
Aksine, telefonun notlar bölümünü açıp bir ay boyunca yaptığımız harcamaları kabaca yazmamız yeterlidir:
-
Market
-
Ulaşım
-
Dışarıda yemek
-
Faturalar
-
Alışveriş
-
Abonelikler
-
Sosyal hayat
Ay sonunda bu listeyi incelediğimizde bazen kendimizle ilgili ilginç detaylar fark ediyoruz. En çok para harcadığımızı düşündüğümüz alan ile gerçekten en çok para harcadığımız alan aynı olmayabiliyor.
İşte bu noktada elimizde gerçek bir veri oluşuyor. Artık tahmin yürütmek yerine kendi hayatımızdaki harcama alışkanlıklarını net biçimde görebiliyoruz.
Daha Fazla Kazanmak Her Şeyi Değiştirir mi?
Gelirimizi artırmamız elbette önemli. Fakat gelirimiz arttığında harcamalarımız da aynı hızla büyüyorsa, beklediğimiz rahatlamayı yaşayamayız.
Kazancımız çoğaldıkça daha pahalı bir restorana gitmeyi, daha yüksek bir telefon taksiti ödemeyi veya daha masraflı bir yaşam biçimine geçmeyi seçebiliyoruz. Zamanla yeni gelir seviyemiz de bize yetmemeye başlıyor.
Bu yüzden para konusunu yalnızca “Daha fazla kazanmalıyım.” düşüncesine bağlamak eksik kalır. Gelir artırmak kadar, mevcut gelirin hayatımızdaki yerini anlamamız gerekiyor.
Herkes İçin Aynı Bütçe Formülü Yok
Burada önemli bir noktayı da gözden kaçırmamalıyız. Her insanın gelir düzeyi, yaşadığı şehir, ailesinin ihtiyaçları, borçları ve hayat koşulları birbirinden farklıdır. Dolayısıyla birinin rahatlıkla yaptığı bir tasarruf, başka biri için mümkün olmayabilir.
Mevcut gelirinin büyük bölümünü temel ihtiyaçlarına ayırmak zorunda olan birine sadece “daha az harca” demek gerçekçi bir çözüm değildir. Nitekim bazı insanlar gerçekten daha fazla gelire ihtiyaç duyuyor. Diğerlerinde ise harcamaların önemli bir bölümü alışkanlıklardan kaynaklanıyor.
İki durumu birbirinden ayırmalıyız. Çünkü değiştirebileceğimiz şey ile değiştiremeyeceğimiz şey aynı değildir.
Belki İlk Adım Daha Az Harcamak Değil
Ay sonunda para kalmadığında kendimize genellikle tek bir soru soruyoruz: “Daha fazla nasıl kazanabilirim?”
Söz konusu sorunun elbette haklı bir tarafı var. Ancak bunun yanına bir sorgulama daha eklememiz faydalı olabilir: “Kazandığım paranın ne kadarının nereye gittiğini gerçekten biliyor müyüm?”
Cevabımız “Hayır” ise, ilk adım olarak yeni bir gelir arayışına girmeden önce mevcut tabloyu görmeliyiz.
Bir ay boyunca harcamalarımızı takip etmek, kullanmadığımız abonelikleri fark etmek, sürekli tekrarlanan küçük alışverişleri görmek veya bütçemizde yer açabileceğimiz noktaları keşfetmek mümkündür.
Eğer hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizi görürsek, bu da değerli bir sonuçtur. Çünkü o zaman sorunun harcama alışkanlığımızda değil, gelirimiz ile yaşam maliyetimiz arasındaki farkta olduğunu anlarız.
Son Söz
Para yönetimi biraz matematik, biraz alışkanlık, biraz da kendimizi tanımakla ilgili. Her ay aynı miktarı kazanamayabiliriz. Üstelik hayatın masrafları da her zaman bizim kontrolümüzde ilerlemez.
Yine de kendi harcamalarımızı görmek, en azından karar verebildiğimiz alanları ortaya çıkarır. Belki bazı harcamaları azaltırız. Belki bazılarını hiç değiştirmeyiz. Şayet asıl sorunun tasarruf etmek değil, daha fazla gelir elde etmek olduğunu görürsek rotamızı ona göre çizeriz.
Tüm bunları tahmin ederek değil, kendi hayatımıza bakarak anlamak en doğrusudur. Zira bazen ayın sonunda eksilen şey yalnızca para olmuyor; neyi, neden ve ne kadar harcadığımızı bilmediğimizde kontrol duygumuzu da kaybediyoruz.


ne plan ne program yapılacak zaman geçildi diye düşünüyorum …