Neden Hep Bir Sonrasını Bekliyoruz?

Neden Hep Bir Sonrasını Bekliyoruz?

Bazen hayatı yaşamak yerine başlamasını bekliyoruz. Hafta sonunu, maaş gününü, işlerin sakinleşmesini ya da yoğun bir dönemin bitmesini düşünüyoruz.

Kendimize sürekli benzer cümleler kuruyoruz: “Şu iş bitsin rahatlayacağım.”, “Biraz para biriktireyim, sonra yaparım.” veya “Şimdilik vaktim yok ama ileride mutlaka başlayacağım.”

Fakat beklediğimiz o sakin dönem çoğu zaman gelmiyor. Bir sorunu çözerken başka bir sorumlulukla karşılaşıyoruz. Bir hedefe ulaştığımızda önümüze hemen yenisini koyuyoruz.

Peki neden hep bir sonrasını bekliyoruz?

Bugünü Bir Geçiş Dönemi Gibi Görüyoruz

Günlük hayatın yoğunluğu içinde bugünü, geleceğe ulaşmak için geçmemiz gereken sıradan bir gün gibi görebiliyoruz.

Pazartesi günü hafta sonunu bekliyoruz. Ayın başında maaş gününü düşünüyoruz. Yoğun bir dönemde birkaç hafta sonra rahatlayacağımızı hayal ediyoruz.

Bu düşünce kısa süreliğine bizi rahatlatabilir. Çünkü gelecekte her şeyin daha kolay olacağına inanmak, bugünün yükünü taşımamıza yardımcı olur.

Ancak bunu sürekli yaptığımızda hayatımızı fark etmeden erteliyoruz.

Doğru Zamanı Beklemek

Birçok şeyi yapmak istiyoruz fakat başlamak için uygun şartları bekliyoruz.

Kitap okumak istiyoruz ama önce işlerimizin azalmasını bekliyoruz. Spora başlamak istiyoruz ama pazartesiyi bekliyoruz. Uzun zamandır görmek istediğimiz bir yere gitmek istiyoruz ama önce biraz daha para biriktirmeyi düşünüyoruz.

Aslında büyük değişiklikler için her zaman mükemmel koşullara ihtiyaç duymayız. Küçük bir adım bile zaman içinde büyük bir değişimin başlangıcına dönüşebilir.

Önemli olan kusursuz zamanı bulmak değil, elimizdeki şartlarla başlayabilmek.

Gelecekte Daha Fazla Zamanımız Olacağını Sanıyoruz

Ertelemenin en büyük nedenlerinden biri, gelecekte daha fazla boş zamanımız olacağı düşüncesidir.

Bugün yoğunuz. Yarın biraz daha rahat olacağımızı düşünüyoruz. Yarın geldiğinde ise karşımıza başka işler çıkıyor.

Günler böyle ilerlerken kendimiz için yapmak istediğimiz şeyleri sürekli listenin sonuna atıyoruz.

Oysa çoğu zaman mesele boş zaman bulmak değil. Asıl mesele, sahip olduğumuz zamanın küçük bir bölümünü kendimize ayırmak.

Bir günün tamamen boş olmasını beklemek yerine yarım saatimizi sevdiğimiz bir şeye ayırabiliriz. Bazen küçük bir zaman dilimi bile kendimizi daha iyi hissetmemize yardımcı olur.

Hayat Hiç Bitmeyen Bir Listeye Dönüşebiliyor

Günlük hayat bize sürekli yeni işler çıkarıyor.

Bir faturayı ödüyoruz, yenisi geliyor. Bir işi tamamlıyoruz, başka bir görev karşımıza çıkıyor. Bir problemi çözüyoruz, hayat önümüze başka bir mesele getiriyor.

Bu döngü hayatın doğal bir parçası.

Asıl sorun, bütün bunların bitmesini bekledikten sonra yaşamaya başlayacağımızı düşünmemiz.

Her şeyin tamamen sakinleştiği kusursuz bir dönem belki de hiç gelmeyecek. Bu nedenle sevdiğimiz şeylere günlük hayatın içinde yer açmamız gerekiyor.

Hayatı yalnızca sorumluluklarımızın arasındaki boşluklara bırakırsak kendimize sıra gelmesi uzun sürebilir.

Küçük Şeyleri Ertelememek

Hayattan keyif almak için her zaman büyük planlara ihtiyacımız yok.

Uzun zamandır konuşmadığımız birini arayabiliriz. Yarım saat yürüyebiliriz. Birkaç sayfa kitap okuyabiliriz. Sevdiğimiz bir yerde kahve içebiliriz. Telefonu bir süre kenara bırakıp sessizliğin tadını çıkarabiliriz.

Bunların hiçbiri hayatımızdaki bütün sorunları çözmez. Ancak bize hayatın yalnızca yapılacak işlerden oluşmadığını hatırlatır.

Sürekli geleceği beklediğimizde bugünün küçük ama değerli anlarını gözden kaçırabiliriz.

Bazen yıllar sonra hatırladığımız şeyler büyük başarılarımız değil, sıradan bir günün içinde yaşadığımız küçük anlardır.

Sürekli Sonraki Hedefe Koşuyoruz

Bir hedefe ulaşınca mutlu olacağımızı düşünüyoruz. Fakat hedefe ulaştığımız anda kendimize yeni bir hedef belirliyoruz.

Daha iyi bir iş, daha yüksek gelir, yeni bir ev, yeni bir araba veya başka bir başarı…

Hedefler hayatımıza yön verebilir. Ancak mutluluğu yalnızca bu hedeflerin sonuna koyarsak sürekli geleceğe doğru koşarız.

Bir noktadan sonra yaşadığımız anı değil, ulaşmak istediğimiz sonraki noktayı düşünmeye başlarız.

Oysa hedeflerimize doğru ilerlerken bulunduğumuz yeri de görebiliriz. Gelecek için çalışırken bugünü tamamen gözden çıkarmak zorunda değiliz.

Her Şeyi Değiştirmek Gerekmiyor

Bazen hayatımızı değiştirmek için büyük kararlar almamız gerektiğini düşünüyoruz.

Oysa küçük değişiklikler daha gerçekçi olabilir.

Uzun zamandır ertelediğimiz bir kitabın birkaç sayfasını okuyabiliriz. Kısa bir yürüyüşe çıkabiliriz. Bir arkadaşımızla görüşebiliriz.Kendimize yarım saat ayırabiliriz.

Önemli olan yaptığımız şeyin büyüklüğü değil.

Önemli olan sürekli “sonra” demek yerine bugün küçük de olsa bir şey yapabilmek.

Belki de Beklediğimiz Gün Bugündür

Geleceği planlamak elbette önemli. Hedefler koymak, para biriktirmek ve daha iyi şartlar için çalışmak hayatımızın bir parçası.

Ancak bütün mutluluğumuzu gelecekteki bir tarihe bağladığımızda bugün elimizden kayıp gidebilir.

Belki her şeyi değiştirmemize gerek yok.

Uzun zamandır ertelediğimiz küçük bir şeyi bugün yaparak başlayabiliriz.

Çünkü sürekli beklediğimiz “doğru zaman” kusursuz şartlarla karşımıza çıkmayabilir.

Belki de hayat, bir sonraki aşamaya geçtiğimizde değil, tam olarak şu anda devam ediyor.

Yorumlar

Henüz yorum yok. Neden ilk yorumu siz yapmıyorsunuz?

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.