Kitaplar Hâlâ Aynı, Peki Biz Neden Değiştik?

Kitaplar Hâlâ Aynı, Peki Biz Neden Değiştik?

Bir zamanlar elimize bir kitap aldığımızda saatlerce okuyabiliyorduk.

Şimdi ise birkaç sayfa okuduktan sonra telefonumuza bakmak, gelen bildirimi kontrol etmek veya birkaç dakikalığına sosyal medyada dolaşmak istiyoruz.

Kitap okumayı hâlâ seviyoruz.

Ama okumaya başlamak eskisi kadar kolay gelmiyor.

Peki gerçekten kitap okumak mı zorlaştı, yoksa bizim dikkatimiz mi değişti?

Kitap Okumaya Vaktimiz mi Yok?

Günlük hayatın yoğunluğu, kitap okumamak için en sık kullandığımız nedenlerden biri.

İş, okul, aile, trafik, sorumluluklar ve yapılması gereken onlarca şey…

Günün sonunda kendimize ayıracak zaman bulamadığımızı düşünüyoruz.

Fakat bazen sorun gerçekten zamanın olmaması değil.

Elimize telefonu aldığımızda “birkaç dakika” diye başlayan zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyoruz.

On dakika diye başladığımız sosyal medya kullanımı yarım saate, bazen bir saate dönüşebiliyor.

Aynı süreyi bir kitaba ayırdığımızda ise günün sonunda birkaç bölüm okuyabileceğimizi unutuyoruz.

Belki de mesele zaman bulmak değil, zamanımızı nereye verdiğimizi fark etmek.

Kısa İçeriklere Alıştık

Günümüzde bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.

Bir konuyu merak ettiğimizde birkaç saniye içinde arama yapabiliyoruz.

Kısa videolar izliyor, birkaç cümlelik paylaşımlar okuyor ve sürekli değişen içeriklerle karşılaşıyoruz.

Bu durum bize hızlı bir tüketim alışkanlığı kazandırıyor.

Bir içerikten diğerine geçmek çok kolay.

Kitap ise bizden farklı bir şey istiyor:

Sabır.

Bir kitabın dünyasına girmek için birkaç saniye değil, biraz zaman gerekiyor.

Bir karakteri tanımak, bir düşünceyi anlamak veya bir hikâyenin içine girmek için sayfalar boyunca ilerlemek gerekiyor.

Bu nedenle kitap okumak, hızlı içerik tüketimine alışmış bir zihin için başlangıçta daha zor gelebiliyor.

Dikkatimiz Sürekli Bölünüyor

Kitap okurken telefonumuz masanın üzerindeyse, aslında tamamen kitapla baş başa değilizdir.

Bir bildirim sesi…

Ekranda beliren bir mesaj…

Yeni bir e-posta…

Sosyal medya bildirimi…

Bunların her biri dikkatimizi birkaç saniyeliğine bile olsa kitaptan uzaklaştırabilir.

Üstelik telefon sessizde olsa bile aklımız telefonda olabilir.

“Acaba mesaj geldi mi?”

“Bir şey oldu mu?”

“Bir bakayım.”

Derken kitabın sayfasında gözlerimiz dolaşırken zihnimiz başka bir yerde olabilir.

Bu yüzden bazen kitap okumakta zorlanmamızın sebebi kitabın sıkıcı olması değil, dikkatimizi uzun süre tek bir yerde tutmaya alışık olmamamızdır.

Her Kitabı Bitirmek Zorunda Değiliz

Kitap okumaya yeniden başlamak isteyenlerin yaptığı hatalardan biri de kendilerine yanlış hedef koymalarıdır.

Örneğin 500 sayfalık bir kitap alıp:

“Bunu mutlaka bitireceğim.”

diye düşünmek.

İlk bölümlerde kitap ilgimizi çekmezse okumaya devam etmek zorlaşır.

Sonra kitap okumayı bir keyif olmaktan çıkarıp bir göreve dönüştürürüz.

Oysa her kitap bize uygun olmayabilir.

Bir kitabı birkaç bölüm okuduktan sonra bırakmak her zaman başarısızlık değildir.

Belki de doğru kitap henüz karşımıza çıkmamıştır.

Kitap okumak bir yarış değildir.

Önemli olan kaç kitap bitirdiğimizden çok, okuduklarımızdan ne aldığımızdır.

Kitap Seçmek de Önemli

Bazen kitap okumayı sevmediğimizi düşünürüz.

Oysa belki de yanlış kitapları seçiyoruzdur.

Bir arkadaşımızın önerdiği kitap bizi hiç etkilemeyebilir.

Çok popüler olan bir kitap bize sıkıcı gelebilir.

Başka birinin hayatını değiştiren bir kitap bizim için hiçbir anlam ifade etmeyebilir.

Bu oldukça normaldir.

Kitap seçerken kendi meraklarımızı dikkate almak gerekir.

Tarih seviyorsak tarih okuyabiliriz.

Romanlardan hoşlanıyorsak roman okuyabiliriz.

Bilim, psikoloji, biyografi, şiir veya deneme…

Önemli olan okumayı bir zorunluluk haline getirmeden kendimize uygun bir kitap bulabilmektir.

Az Okumak, Hiç Okumamaktan Daha İyidir

Günde 50 sayfa okuyamıyor olabilirsiniz.

Bu, hiç okuyamayacağınız anlamına gelmez.

Günde 5 sayfa okuyabilirsiniz.

Hatta bazı günler sadece birkaç sayfa…

Önemli olan süreyi bir anda büyütmek değil, alışkanlığı yeniden oluşturmaktır.

Bir kitabı her gün 10 dakika okumak bile zaman içinde ciddi bir birikim oluşturabilir.

Çünkü alışkanlıklar genellikle büyük kararlarla değil, küçük tekrarlarla oluşur.

Kitap Okumak Bize Yavaşlamayı Öğretiyor

Belki de kitap okumanın günümüzdeki en değerli taraflarından biri budur.

Her şeyin hızlandığı bir dünyada kitap okumak bizi biraz yavaşlatır.

Bir hikâyenin içine gireriz.

Bir düşünce üzerinde dururuz.

Bir cümleyi tekrar okuruz.

Bazen bir paragraf üzerinde uzun süre düşünürüz.

Bu yavaşlık aslında zaman kaybı değildir.

Tam tersine, sürekli bir şeylere yetişmeye çalıştığımız hayatın içinde kendimize ayırdığımız bir alandır.

Kitap Okumak Sadece Bilgi Edinmek Değildir

Kitapların değerini yalnızca bize yeni bilgiler vermeleri üzerinden düşünmek eksik olur.

Bir roman bize başka bir insanın hayatını hissettirebilir.

Bir şiir daha önce fark etmediğimiz bir duyguyu anlatabilir.

Bir deneme uzun zamandır düşündüğümüz bir şeyi farklı bir açıdan görmemizi sağlayabilir.

Bir biyografi, hiç tanımadığımız bir insanın yaşadıklarını önümüze koyabilir.

Bazen bir kitap bize yeni bir bilgi öğretmez.

Ama kendimize başka bir gözle bakmamızı sağlar.

Belki de kitapların asıl gücü burada saklıdır.

Yeniden Okuma Alışkanlığı Kazanmak Mümkün

Kitap okumayı bıraktıysanız yeniden başlamak için büyük bir hedef koymanıza gerek yok.

Önce sevdiğiniz bir kitabı yeniden açabilirsiniz.

Her gün uyumadan önce 10 dakika okuyabilirsiniz.

Telefonunuzu başka bir odada bırakabilirsiniz.

İlginizi çeken kısa bir kitap seçebilirsiniz.

Okuduğunuz sayfa sayısını değil, düzenliliğinizi takip edebilirsiniz.

Ve en önemlisi, kendinizi zorlamadan ilerleyebilirsiniz.

Bir süre sonra birkaç sayfa okumak için özel bir çaba harcamanız gerekmediğini fark edebilirsiniz.

Belki de Sorun Kitaplarda Değil

Bugün kitap okumakta zorlanmamızın birçok nedeni olabilir.

Yoğun hayatımız…

Telefonlar…

Sosyal medya…

Kısa içerikler…

Dikkat dağınıklığı…

Yanlış kitap seçimi…

Ama belki de bütün bunların altında daha basit bir gerçek vardır:

Uzun süre tek bir şeye odaklanmayı unutuyoruz.

Kitap okumak ise bizden tam olarak bunu istiyor.

Bir süreliğine başka her şeyi bırakmayı ve bir hikâyeye, bir düşünceye veya bir dünyaya kendimizi vermeyi…

Sonuç

Kitap okumak belki gerçekten zorlaşmadı.

Belki sadece hayatımız hızlandı.

Dikkatimizi bölen şeylerin sayısı arttı ve birkaç saniyede tüketilen içeriklere daha fazla alıştık.

Ama bu, kitaplarla aramızdaki bağı yeniden kuramayacağımız anlamına gelmiyor.

Bazen yapılması gereken tek şey bir kitap seçmek, telefonu kenara bırakmak ve ilk sayfayı açmak.

Çünkü bir kitabı bitirmek için önce yüzlerce sayfa okumamız gerekmez.

Sadece ilk sayfayı çevirmemiz gerekir.

Belki de uzun zamandır aradığımız o sakinlik, hâlâ bir kitabın sayfaları arasında bizi bekliyordur.

Yorumlar

Henüz yorum yok. Neden ilk yorumu siz yapmıyorsunuz?

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.