Özür Dilemek Neden Bu Kadar Zor?

Özür Dilemek Neden Bu Kadar Zor?

Birini kırdığımızı fark ettiğimiz hâlde neden bazen hiçbir şey olmamış gibi davranıyoruz?

Aslında ne söylediğimizi biliyoruz. Gereksiz yere sesimizi yükselttiğimizin, düşünmeden konuştuğumuzun veya karşımızdaki insanı üzdüğümüzün farkındayız. Buna rağmen günler geçiyor ve basit bir “Özür dilerim” cümlesi ağzımızdan çıkmıyor.

Üstelik bu durumu yalnızca büyük tartışmalarda yaşamıyoruz. Bazen küçük bir yanlış anlaşılma bile iki insanın arasına uzun süreli bir sessizlik yerleştiriyor.

Peki birkaç saniyede söyleyebileceğimiz bir cümle neden bu kadar zor geliyor?

Özür Dilemek Neden Yenilgi Gibi Görünüyor?

Bazı insanlar özür dilemeyi hata kabul etmekten çok, karşısındaki insanın üstünlüğünü kabul etmek olarak görüyor.

Özür dilediklerinde haksız konuma düşeceklerini, artık kimsenin düşüncelerini önemsemeyeceğini veya tartışmayı kaybedeceklerini düşünüyorlar.

Bu yüzden hatalarını fark etseler bile kendilerini savunmaya devam ediyorlar.

Oysa özür dilemek, her konuda karşı tarafı haklı bulmak değildir.

Bir arkadaşımızla yaşadığımız anlaşmazlıkta düşüncelerimizin arkasında durabiliriz. Ancak düşüncelerimizi ifade ederken kullandığımız kırıcı sözlerin de sorumluluğunu üstlenmeliyiz.

“Bu konuda hâlâ farklı düşünüyorum ama sana öyle konuşmamalıydım” demek mümkündür.

İnsan ilişkilerindeki anlaşmazlıkları bazen dinlemek yerine sürekli haklı çıkma isteği büyütür. Herkes Bir Şey Biliyor yazısında ele alınan bu yaklaşım, kendi hatalarımızı görmemizi de zorlaştırır.

Çünkü karşımızdakini gerçekten dinlemediğimizde yalnızca onun söylediklerini değil, kendi yanlışlarımızı da gözden kaçırabiliriz.

Bir düşüncenin arkasında durmakla yanlış bir davranışı savunmak aynı şey değildir.

Her Özür Gerçekten Özür müdür?

Günlük hayatta sık duyduğumuz bazı cümleler var:

“Yanlış anladıysan özür dilerim.”

“Şaka yaptım, bu kadar büyütmene gerek yoktu.”

“Tamam, özür diledim. Daha ne istiyorsun?”

İnsanlar bu ifadelerle bazen tartışmayı bitirmeye çalışıyor. Ancak böyle sözler çoğu zaman karşı tarafın neden kırıldığını anlamaya yönelik samimi bir çaba taşımıyor.

Gerçek bir özür, önce yaptığımız davranışın sorumluluğunu üstlenmemizi gerektirir.

Örneğin bir arkadaşımızı başkalarının yanında küçük düşürdüğümüzde yalnızca onun alındığını söylemek yeterli değildir.

“Sana herkesin içinde böyle konuşmam yanlıştı. Özür dilerim.”

Bu cümle çok daha açıktır. Çünkü sorumluluğu karşı tarafın duygularına yüklemez.

Elbette herkes kendini farklı şekillerde ifade eder. Önemli olan kusursuz bir özür cümlesi kurmak değil, gerçekten neyi yanlış yaptığımızı anlamaktır.

Samimiyet, kullandığımız kelimelerin gösterişinde değil, üstlendiğimiz sorumlulukta kendini gösterir.

Sessizlik Her Zaman Sorunu Çözmüyor

Kimi zaman özür dilemek yerine zamanın geçmesini bekliyoruz.

Bir süre konuşmuyoruz. Mesaj atmaktan kaçınıyoruz. Karşılaştığımızda ise hiçbir şey yaşanmamış gibi davranıyoruz.

Zaman geçtikçe tartışmanın unutulacağını düşünüyoruz.

Oysa bazı kırgınlıklar unutulmuyor. İnsanlar yalnızca onlar hakkında konuşmayı bırakıyor.

Özellikle yakın ilişkilerde küçük meseleleri sürekli görmezden gelmek, zamanla güven ve iletişim sorunlarını büyütebiliyor.

Bir insan kırıldığını açıkça söylediğinde sessiz kalmak, onun duygularını önemsemediğimiz izlenimini yaratabiliyor.

Üstelik bazen sorun ilk söylediğimiz sözden çok daha farklı bir noktaya taşınıyor.

Karşımızdaki insanı asıl üzen şey, o sözün ardından hiçbir sorumluluk almamamız oluyor.

Bu nedenle her anlaşmazlığın kendiliğinden düzelmesini beklemek doğru bir yöntem olmayabilir.

Konuşmaktan kaçındığımız her sorunu çözmüş olmuyoruz. Bazılarını yalnızca erteliyoruz.

Gururumuz Bazen İlişkilerimizin Önüne Geçiyor

Bir düşünelim.

Kaç kez bir arkadaşımızı aramak isteyip vazgeçtik?

Yazdığımız bir mesajı kaç defa göndermeden sildik?

“Önce o arasın” diyerek kaç gün bekledik?

Elbette her anlaşmazlıkta ilk adımı atmak zorunda değiliz. Bir ilişkiyi sürdürmenin bütün sorumluluğunu tek bir insan üstlenemez.

Ancak kimi zaman iki taraf da konuşmak istiyor. Buna rağmen herkes karşısındakinin ilk adımı atmasını bekliyor.

Sonunda başlangıçtaki küçük anlaşmazlık büyüyor ve insanlar birbirlerinden uzaklaşıyor.

İşte böyle durumlarda gurur, yaşadığımız sorunun kendisinden daha büyük bir engel hâline geliyor.

Daha önce Küçük Şeylerin Değeri yazısında da değinildiği gibi, günlük hayatta önemsiz gördüğümüz davranışlar insan ilişkilerinde büyük anlamlar taşıyabiliyor.

İçten bir teşekkür, zamanında yaptığımız bir telefon görüşmesi veya samimi bir özür de bunlardan biri.

Bazen ilişkileri büyük sözler değil, küçük ama yerinde davranışlar ayakta tutuyor.

Bir mesaj her şeyi düzeltmeyebilir. Telefon görüşmesi geçmişte yaşadıklarımızı silemeyebilir. Yine de samimi bir iletişim girişimi, en azından yeniden konuşabilmenin kapısını aralayabilir.

Özür Dilemek Her Şeyi Düzeltir mi?

Hayır.

Bir insan samimi şekilde özür dilese bile karşı taraf onu hemen affetmek zorunda değildir.

Özellikle aynı davranışı tekrar tekrar sergiliyorsak yalnızca özür dilemek yeterli olmayabilir.

Bir arkadaşımıza verdiğimiz sözü sürekli tutmuyorsak her defasında özür dilemek kaybettiğimiz güveni kendiliğinden geri getirmez.

Benzer şekilde bir insanı defalarca kırıp ardından güzel sözlerle gönlünü almaya çalışmak da kalıcı bir çözüm sunmaz.

Çünkü özür dilemenin ardından davranışlarımızı değiştirmemiz gerekir.

Hatalarımızı kabul etmek önemlidir. Ancak aynı yanlışları tekrarlamamak için çaba göstermek daha büyük bir sorumluluktur.

Özür, değişimin yerine geçmez. Değişimin başlangıcı olabilir.

Bazen karşımızdaki insan yeni bir özür duymak istemez. Bunun yerine aynı davranışla tekrar karşılaşmayacağına güvenmek ister.

Biz de bu güveni yalnızca sözlerimizle değil, zaman içinde sergilediğimiz davranışlarla yeniden kazanabiliriz.

Peki Her Zaman Özür Dilemeli miyiz?

Özür dilemenin değerli olması, her tartışmada kendimizi suçlamamız gerektiği anlamına gelmiyor.

Bazı insanlar ilişkilerini kaybetmemek için sürekli özür diliyor. Hatalı olmadıkları durumlarda bile bütün sorumluluğu üstlenebiliyorlar.

Bu yaklaşım, zamanla kişinin kendi duygularını ve sınırlarını görmezden gelmesine neden olabiliyor.

Sağlıklı bir ilişkide yalnızca hatalarımızı kabul etmek değil, birbirimizi dinlemek de önem taşıyor.

Kimse sürekli alttan almak, bütün anlaşmazlıkları tek başına çözmek veya karşısındaki insanın her davranışını kabullenmek zorunda değil.

Özür dilemek, gerçekten hata yaptığımızda anlam kazanır.

Sırf tartışma bitsin diye inanmadığımız bir özrü söylemek ise gerçek sorunu ortadan kaldırmayabilir.

Bir ilişkide huzuru korumak adına sürekli kendimizden vazgeçiyorsak başka sorunlarla da yüzleşmemiz gerekebilir.

Çünkü sağlıklı iletişim, tek bir kişinin sürekli geri adım atmasıyla kurulmaz. Her iki tarafın da anlayış göstermesi ve sorumluluk alması gerekir.

Bazen İki Kelime Yeterli Olabilir

Hayat boyunca farklı insanlarla anlaşmazlıklar yaşayacağız.

Kimi zaman başkalarını yanlış anlayacağız. Bazı durumlarda ise insanlar bizi yanlış anlayacak. Düşünmeden konuştuğumuz veya öfkemize yenildiğimiz anlar da olacak.

Hatta haklı olduğumuzu düşündüğümüz bir konuda davranışlarımızın yanlışlığını sonradan fark edebileceğiz.

Bunlar insan ilişkilerinin doğal bir parçası.

Önemli olan hiç hata yapmamak değil, hata yaptığımızda nasıl davrandığımızdır.

Bir özür her kırgınlığı bitirmeyebilir. Kaybettiğimiz güveni hemen geri getirmeyebilir. Hatta bazı ilişkilerde hiçbir şeyi değiştirmeyebilir.

Ama samimi bir özür, karşımızdaki insanın duygularını önemsediğimizi gösterebilir.

Belki de bazen çözüm sandığımız kadar karmaşık değildir.

Uzun açıklamalar yapmak, bahaneler üretmek veya geçmişte yaşadıklarımızı yeniden tartışmak yerine yalnızca sorumluluk almamız gerekiyordur.

Ve bunu yapmak için iki kelime yeterli olabilir:

“Özür dilerim.”

Fakat asıl değer, bu iki kelimenin ardından nasıl davrandığımızda saklıdır.

Peki sizce bir ilişkide daha önemli olan hangisi: Samimi bir özür dilemek mi, yoksa aynı hatayı bir daha yapmamak mı?

Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bu Yazıyı Paylaş
Paylaşmaya değer!
WhatsApp X'te Paylaş Telegram

Yorumlar

Henüz yorum yok. Neden ilk yorumu siz yapmıyorsunuz?

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.