Büyüdükçe Hayatın Neden Daha Sessiz Olduğunu Anlıyorum

Büyüdükçe Hayatın Neden Daha Sessiz Olduğunu Anlıyorum

Çocukken zamanın hiç bitmeyeceğini sanıyordum. Bir yaz tatili aylarca sürer, akşamları eve dönmek istemezdik. Günler uzundu, yapılacak şeyler çoktu. İnsanların hayatımızda hep kalacağını düşünürdük.

Sonra büyüdük.

Bir baktık ki yıllar eskisinden daha hızlı geçiyor. Bir zamanlar her gün görüştüğümüz insanlar hayatımızdan yavaş yavaş uzaklaşıyor. Bazı dostluklar bir tartışmayla değil, sadece zamanla bitiyor. Bazı hayaller ise hâlâ aklımızda durmasına rağmen eskisi kadar heyecan vermiyor.

Sanırım büyüdükçe hayatın neden daha sessiz olduğunu biraz daha iyi anlıyorum.

Çocukken Her Şey Daha Uzun Sürüyordu

Çocukken bir gün gerçekten uzun bir gündü.

Sabah kalktığımızda önümüzde kocaman bir zaman olurdu. Akşamın gelmesi bile uzun sürerdi. Şimdi ise haftalar birbirini kovalıyor. Pazartesi geliyor, daha ne olduğunu anlamadan cuma oluyor.

Belki zaman gerçekten hızlanmadı.

Değişen biraz da bizim hayatı yaşama biçimimiz.

Sorumluluklar arttıkça günler birbirine benzemeye başlıyor. İş, para, gelecek planları, yapılması gerekenler derken günün sonunda kendimize ayıracak fazla bir şey kalmıyor.

Bazen bütün gün koşturduğumuz hâlde akşam olduğunda “Bugün ne yaptım?” diye düşünüyoruz.

Bazı İnsanlar Hayatımızdan Sessizce Çıkıyor

Büyümenin en garip taraflarından biri de bu.

Bir zamanlar her gün konuştuğumuz insanlarla artık aylarca konuşmadığımızı fark ediyoruz. Eskiden birlikte plan yaptığımız kişiler başka bir hayatın içinde yaşamaya başlıyor.

Her uzaklaşmanın arkasında büyük bir kavga ya da kırgınlık olması gerekmiyor.

Bazen insanlar değişiyor.

Bazen biz değişiyoruz.

Bazen de aynı yerde durduğumuzu sanırken aslında farklı yönlere doğru ilerliyoruz.

Bunu kabullenmek ilk başlarda zor geliyor. Çünkü insan geçmişte güzel olan şeylerin aynı şekilde devam etmesini istiyor. Fakat bazı ilişkiler, hayatımızda kalıcı olmak için değil, belirli bir döneme eşlik etmek için var oluyor.

Belki de her bitişi başarısızlık olarak görmemek gerekiyor.

Sessizlik Her Zaman Yalnızlık Değil

Bir dönem yalnız kalmaktan korkardım.

Etrafımda insanlar olsun, telefonum çalsın, bir yerlere gideyim, sürekli bir şeyler olsun isterdim. Sessizlik bana boşluk gibi gelirdi.

Şimdi ise bazı sessizliklerin iyi geldiğini düşünüyorum.

Tek başına oturup düşünmek, telefondan uzaklaşmak, kimseyle konuşmadan geçirilen bir akşam bazen insanın kendisine ayırabileceği en güzel zaman olabiliyor.

Çünkü kalabalığın içinde kendimizi duymak her zaman kolay değil.

İnsan bazen başkalarının sesinden uzaklaştığında kendi düşüncelerini daha net fark ediyor.

Belki de büyüdükçe sessizliği sevmemizin nedeni budur.

Her Şeye Yetişmeye Çalışırken Kendimize Yetişemiyoruz

Hayatın bir döneminde sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz.

Daha iyi bir iş, daha fazla para, daha güzel bir ev, daha iyi bir hayat…

Bunların hepsi kötü şeyler değil. Hatta çoğu için çabalamamız gerekiyor.

Ama bazen hedeflerin peşinden koşarken kendimizi geride bırakıyoruz.

Ne istediğimizi düşünmeden, sadece yapılması gerekenleri yapıyoruz. Bir şeyleri tamamladıkça sıradaki hedefe geçiyoruz. Fakat bir noktada durup “Ben gerçekten bunu mu istiyorum?” diye sormayı unutabiliyoruz.

Belki de insanın kendisiyle arasındaki mesafe, hayatındaki diğer mesafelerden daha önemli.

Ertelediğimiz Hayaller

Büyüdükçe en çok yaptığımız şeylerden biri de ertelemek.

“Biraz daha zaman geçsin.”

“Şartlar düzelsin.”

“Para biriktireyim.”

“İşim biraz rahatlasın.”

“Sonra yaparım.”

Sonra dediğimiz şey bazen aylar, bazen yıllar sürüyor.

Oysa hayatın hiçbir döneminin tamamen kusursuz şartlara sahip olması gerekmiyor. Her şeyin aynı anda yoluna girmesini beklersek bazı şeylere hiç başlayamayabiliriz.

Belki büyük değişimler yapmak zorunda değiliz.

Bazen uzun zamandır okumak istediğimiz bir kitaba başlamak, gitmek istediğimiz bir yere gitmek ya da yıllardır aklımızda olan bir şeyi denemek bile yeterli.

Çünkü bazı hayaller gerçekleştirilmek için değil, en azından denenmek için bekliyor olabilir.

İnsan Kendini Ne Zaman Tanıyor?

Bence insan kendini biraz da yalnız kaldığında tanıyor.

Kimseye bir şey kanıtlamak zorunda olmadığında, başkalarının ne düşüneceğini düşünmeden karar verdiğinde kendi sesini daha rahat duyuyor.

Neyi sevdiğimizi, neye tahammül edemediğimizi, kimlerle gerçekten iyi hissettiğimizi ve hangi şeylerin bizi yorduğunu zamanla daha iyi anlıyoruz.

Çocukken kendimizi başkalarının gözünden tanımaya çalışıyoruz.

Büyüdükçe ise kendi gözümüzden bakmayı öğreniyoruz.

Belki büyümenin en güzel taraflarından biri de bu.

Her Şeyin Eskisi Gibi Olması Gerekmiyor

Geçmişi düşündüğümüzde bazen “Keşke o günlere dönebilsem.” diyoruz.

Ama aslında geçmişteki hayatımıza değil, o hayatın bizde bıraktığı hisse özlem duyuyor olabiliriz.

Çünkü aynı insan değiliz artık.

Aynı şeylerden mutlu olmuyoruz. Aynı insanlarla aynı konuları konuşmuyoruz. Hayata baktığımız yer değişiyor.

Bu yüzden her şeyi eskisi gibi yapmaya çalışmak yerine, değişen hayatımızın içinde yeni bir denge kurmak belki daha doğru.

Geçmiş güzel olabilir.

Ama hayatın tamamı geçmişte kalmıyor.

Hayatın Sessizleşmesi Kötü Bir Şey Değil

Eskiden kalabalık bir hayatın daha güzel olduğunu düşünürdüm.

Şimdi ise hayatın biraz sakinleşmesinin de güzel tarafları olduğunu düşünüyorum.

Daha az insan, daha az gürültü, daha az telaş…

Ama belki daha fazla düşünmek, daha fazla fark etmek ve kendine daha fazla zaman ayırmak.

Büyüdükçe bazı şeyleri kaybediyoruz, doğru.

Ama karşılığında bazı şeyleri de kazanıyoruz.

Neyin gerçekten önemli olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. Her tartışmaya girmemeyi, herkesi memnun etmeye çalışmamayı ve bazı şeyleri olduğu gibi bırakmayı öğreniyoruz.

Belki olgunlaşmak biraz da burada başlıyor.

Hayatı kontrol etmeye çalışmak yerine, hayatın değişmesine izin vermekte.

Belki de büyümek, hayatın eskisi kadar kalabalık olmamasına alışmak demek.

Bazı insanların hayatımızdan çıkmasına, bazı hayallerin değişmesine, bazı günlerin sadece sessizlikle geçmesine zamanla farklı bakıyoruz. Her şey eskisi gibi olmak zorunda değil. Bazen hayatın biraz daha sessiz olması, kendimizi daha iyi duyabilmemiz için gereken şeydir.

Sanırım büyüdükçe asıl mesele, geçmişteki hayatımızı geri getirmek değil; bugün sahip olduğumuz hayatın içinde kendimize ait bir yer bulabilmek.

1 Yorum

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.